29 Kasım 2008

[Eleştiri-Yorum] Nesnelere Yüklediğimiz Anlamlar

Etrafa neredeyse yakıcı bir sıcaklık saçmaya başlamış olan sobamızın yanı başından geliyorum. Gün boyunca maruz kaldığım sıcaklıkla biraz önce maruz kaldığım arasında en az 7-8 derece fark olduğundan; düşüncelerim rahatlatıcı bir maviliğin içinde süzülen küçük su damlacıkları kadar berrak, bir o kadar da tembel ve uyuşmuş. Garip bir duygu.Mutluluk hormonları salgılamamızı sağlamanın dışında, birkaç gündür bu sobanın bizim için manevi değerini fark etmeye başladım. Annem ve babam küçükken, ailecek hep odun sobası yakarlarmış. Kendi anne babalarını kaybetmeden önceki aileleriyle beraber geçirdikleri günleri, çocukluğun tatlı yaramazlıklarını, mutluluklarını anımsıyorlar. Onlar için bir başka anlamı daha var: hayallerindeki evde, hayallerini yaşamanın simgesi. Bu ev, bu ortam benim de hayallerimdeki ev. Ben de yaşıyorum hayallerine kavuşmanın o tatlı coşkusunu. Bu tek soba bizim için burada yazmayacağım daha pek çok şeyi simgeliyor.


Eminim sizin de buna benzer nesneleriniz vardır. Belki aile yadigarı bir şapka, uğur paranız, sevgilinizin size hediye ettiği bir çiçek... Maddelere anılarımızı, düşüncelerimi, hatta hissettiklerimizi yüklemekte hiç zorluk çekmiyoruz.

İşte tam da bu sebeplerden ötürü, fantastik kitapların çoğundaki asalar, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Güç Yüzüğü; batıl inançlarımızın aynaları, merdivenleri vb. gibi ögeleri kabullenmekte hiç zorlanmıyoruz.


Fantastik hikayeler yazarken, belki de istemsizce, yüklenen anlamların fizikselliğe taştığı bu tarz ögeleri fırsat buldukça kullanıyoruz. En basitinden kenarda köşede bir asa, büyülü bir kitap oluyor. Kendimizi neden bu kadar tekrar ediyoruz anlamaya çalışıyorum. Eminim, kullanılan bu ögelerin kültürel bir geçmişi vardır. Ya araştırıp bu kültürlerden etkileniyoruz, ya da okuduğumuz diğer fantastik hikayelerden etkilenip birilerini taklit ediyoruz.

Sizce hangisi?
M.T.S., 29 Kasım 2008
Tepkiler: 

Hiç yorum yok: