5 Ocak 2009

[Yazarlık] Fantastik - Bilim Kurgu Edebiyat & Paralel Evrenler

Lewis'in Narnia Günlükleri'nden King'in Kara Kule'sine kadar onlarca eser paralel evrenler kuramından etkilenmiş, farklı biçimlerde yer vermiştir. Bu eserlerin kısa bir listesine Wikipedia'dan bakabilirsiniz.

Paralel evrenler kuramı yaklaşık bir asırdır tartışılan bir konu. Bazılarına göre varlığı kanıtlanmış, bazılarına göreyse böyle bir şeyin kanıtlanması o kadar da basit değil. Bu konuda pek çok kaynak bulabileceğinizden (yazının sonundaki bağlantılardan yararlanabilirsiniz) ayrıntıya girmeyeceğim. Değinmek istediğim, bu kuramla edebiyat ve yazma süreci arasında nasıl bir bağlantı kurulabileceği.

Kuramın farklı çeşitlemeleri olsa da, bunlardan biri sonsuz sayıda paralel evren olduğu ve bu evrenlerle iç içe yaşadığımız. Şöyle ki; biz odamızda rahatça televizyon izlerken başka bir boyuttaki devasa bir dinozor önümüzden geçebilir ve biz hiçbir şey hissetmeyebiliriz. Sonsuz sayıdaki paralel evrende, sonsuz sayıda farklılık olacaktır; yani birey olarak 'bir' değil 'sonsuz' sayıda olabilmekle birlikte, hiç var olmayabiliriz de. Söz gelimi bir başka evrende Atatürk hâlâ yaşıyor, insanlar kuşlar gibi uçuyor olabilir... Sonsuz paralel evren varsa; her olasılığın gerçekleştiği farklı evrenler, dünyalar da olmak zorundadır. Bunu fantastik olasılıklarla kafayı bozmuş ben değil, bilim adamları söylüyor.

Muhteşem bir durum bu! Neden mi? Çünkü bu kurama göre yazdığımız her karakter, her olay bir yerlerde gerçek.

Fizik yasalarını Dünya'daki gözlemlerimize göre belirliyoruz; fakat bir bakmışız kesin fizik kuralları olarak gördüğümüz şeyler, yeni bir deneyin ardından daha doğru bir fizik kuralıyla değiştirilmiş, ya da bu kuralların Dünya'da geçerliyken uzayda geçersiz olduğu anlaşılmış... Bilim tarihini inceleyip örneklerini görebilirsiniz. O halde, fantastik dediklerimiz başka bir boyutta hiç de fantastik olmak zorunda değil. Bilim kurgu, hatta tüm kurgu eserler için aynı şey geçerli.

Paralel evrenlerin fantastik ve bilim kurgu bağlamında ne anlama geldiği, biraz da sizin bu türlere nasıl baktığınıza bağlı. Gerçeklikten kaçışsa sizin için; gerçek olma ihtimali umurunuzda olmayabilir, canınızı sıkabilir. Dine düşkün biriyseniz; hemen 'cinlerle bir arada yaşama', 'öteki taraf' gibi kavramlar aklınıza gelebilir ya da dine aykırı bulabilirsiniz. Bilmiyorum, sadece tahmin yürütüyorum.

Benim için şu anlama geliyor: Her hayal kuruşumda (özellikle fantastik, bilim kurgu öyküler yazarkenaslında yeni bir evreni keşfe çıkıyorum. Yaptığım şey izlemek. Bir şeyleri uydurduğumu değil, var olan keşfedilmemişliği su yüzüne çıkardığımı düşünmek (bilmek) bana ilham veriyor.

Umarım size de ilham verir.

Bağlantılar


M.T.S., 5 Ocak 2009

Tepkiler: 

10 yorum:

Furkan Turan dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık.

Ayrıca son paragrafını çok beğendim. Bana da şu anda bir ilham geldi açıkçası.

Tila Sadık dedi ki...

Beğenmenize, özellikle ilham gelmesine çok sevindim. Yazı amacına ulaşmış demek ki. (Aldığım ilk yorum olduğu için ayrıca havalarda uçuyorum. Teşekkür ederim.)

Doruk Cansev dedi ki...

İlgilenir misiniz veya daha önce düşünülmüş mü bilmiyorum ama ben aynalardan yansıyanın sadece bizimle her seçeneği tamı tamına aynı şekilde yaşayan bir paralel evrenden görünenler olduğuna inanırım, en azından inanmak istiyorum diyelim.

Bunun dışında çok ilgimi çeken bir konudaki hoş bir yazı olmuş, bazen aklıma sönük bir fikir olarak gelen şeyleri bu kadar somutlaşmış bir biçimde görmek garip hissettiriyor gerçekten: )

Tila Sadık dedi ki...

İlginç bir düşünce. Neden olmasın? Aslında her seçeneği tamı tamına aynı olması da gerekmiyor, aynanın karşısında ortak 'tek' bir an da olabilir. Kaos teorisini düşünürsek bu biraz zorlayıcı görünebilir; çünkü mimikler, ruh hali, arka plandaki eşyalar dahil aynanın karşısındaki her bir ayrıntı milyonlarca küçük 'kelebek etkisi'nin bileşiminden oluşmuştur. Ama belki de, aynanın karşısındaki ortak anımızdan sonra, seçeneklerin değiştiği farklı yaşamları yaşamak için gözlerimizi ayırıyoruz. Yine hayallere daldım, biraz karışık oldu sanırım.

Bazı bilim adamları paralel evrenleri her şeyin açıklaması olarak görüyor. Hayaletler, deja vu, öngörü... Herşey! Çok fazla değişken ve çok fazla olasılık var. Bu yüzden söylediğiniz şeyin doğru olması, olmamasından daha yüksek bir olasılık bana kalırsa.

Yeri gelmişken boyutlarla ilgili yeni karşılaştığım bir videoyu paylaşayım. Onuncu boyutu hayal etmek üzerine etkileyici bir animasyon (ingilizce). Dördüncü boyuttan sonrasını anlamayı tam beceremediysem de, kafamda belli belirsiz bir taslak oluşturdu. İzlemenizi tavsiye ederim.

Doruk dedi ki...

Evet, az önce bazı yerleri ikinci kez de izledim ve özellikle işlerin yedinci boyuttan sonra karmaşıklaştığını söylemek zorundayım, ama şöyle bir durup düşününce hepsi sanki bir yere yerleşiyor eninde sonunda; keşke onuncudan sonrasını -en azından- hayal edebilecek durumda olsaydık.

Bu arada böyle bir blog'un bu kadar ıssız olmasına şaşırdım, yarışmalardan yararlı kitaplara, oradan düşlere ve sonunda da paralel evrenlere bağlanan geniş bir konu yelpazesi var gerçekten de; ama sanırım fikirlerinizi telif haklarıyla ilgili yazıda da belirtmişsiniz ve haklısınız da: )İnternetin gücünün farkında olan insanlar bile yazılarını, fotoğraflarını veya en basitinden duygularını paylaşmsa gücünü kendinde bulamıyorsa nasıl gelişebiliriz ki?

Tila Sadık dedi ki...

Yazılarımı böyle dikkatle okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Henüz Türkiye'deki çoğu internet kullanıcısı bu zengin ortamın MSN, Faceebook, Youtube ve Google arama motorundan ibaret olduğunu sanıyor. Milletimiz sıcakkanlı, arkadaş canlısı; belki de bu yüzden doğrudan bu tarz uygulamalara yöneliyorlar. Okuma oranıyla ve internet bir yana, bilgisayarların bile Türkiye'de tam manasıyla yaygın hale gelememesiyle de alakalı bir durum. Neyse ki bu oranlar, hayatta kalmak adına uyum sağlama zorunluluğundan olsa da, artıyor. Blogların kaliteli içerik üretebildiği, Google'ın arama motoru ve e-postadan başka uygulamalarının da olduğu, daha çok insanla bağ kurabilmek için daha bilgili, araştırmacı ve üretken olunması gerektiği de buna bağlı olarak artar umarım.

Motive edici yorumlarınız için teşekkür ederim.

Pino dedi ki...

Yaşayamadığım çoğu şeyi çiziyorum ve çizdiklerimin br yerlerde gerçekleştiğini düşünüyorum:))
Kendi paralel dünyamda yani:))

Tila Sadık dedi ki...

Pino, o kadar sevgi ve eğlence dolu şeyler çiziyorsunuz ki; umarım paralel evreniniz ondan herkesin etkilenebileceği kadar yakın bir yerlerde yaşanıyordur.

Furkan Turan dedi ki...

Bana da bir ilham verdiniz demiştim geçen gün.

Sonra hayallerimi bu yazıya göre yonttum ve değişik bir iki düşünce çıktı ortaya. Sonunda da sizinle aşağı yukarı aynı sonuca vardım sayılır.

Kendi blogumda yazıp paylaştım: Düşüncelerin Sonsuzluğu

Sizin yazınıızdan da bir alıntı yaptım, hoşnut kalmazsanız bildirin hemen geri çekeyim.

Tila Sadık dedi ki...

Hoşnut kalmamak ne demek, çok memnun oldum. Farklı bir bakış açısı katmışsınız. Sizin dilinizden, çok daha fazla kişiye ilham vermesi dileğiyle.